Elektrikli otomobillerle hızlı büyüyen Leapmotor, 2027 için çok daha büyük bir değişikliğe hazırlanıyor. Çinli üretici yeni MM-i akıllı çok modlu hibrit sistemini tanıttı ve böylece tamamen elektrikli BEV ve menzil uzatıcılı EREV modellerinin yanına gerçek plug-in hibrit modeller eklemeye hazırlanıyor.
Üstelik yeni sistem yalnızca Çin için geliştirilmiş değil.
Leapmotor, teknolojiyi global pazarları hedefleyen yeni nesil araçlarında kullanmayı planlıyor. İlk plug-in hibrit modellerin 2027'de Çin dışına açılması bekleniyor.
Leapmotor Neden PHEV'e Geçiyor?
Leapmotor bugüne kadar iki ana güç aktarma sistemine yoğunlaşıyordu:
BEV: Tamamen elektrikli.
EREV: Tekerlekleri esas olarak elektrik motorunun hareket ettirdiği, benzinli motorun ise elektrik üretmek için kullanıldığı menzil uzatıcılı sistem.
Şimdi üçüncü seçenek geliyor:
PHEV – Plug-in Hybrid.
Ancak Leapmotor klasik bir plug-in hibrit sistemi kopyalamak yerine MM-i – Multi-Mode Intelligent Hybrid adını verdiği yeni bir mimari geliştirdi.
MM-i Sisteminin Farkı Ne?
Yeni sistemde Leapmotor'un en önemli değişikliği jeneratörün görevini değiştirmek.
Klasik seri hibrit veya menzil uzatıcı sistemlerde jeneratör motorunun temel görevi elektrik üretmektir.
MM-i'de ise jeneratör gerektiğinde: elektrik üretebiliyor, aracın hareketine doğrudan katkı sağlayabiliyor,
ana elektrik motoruyla birlikte çalışabiliyor, içten yanmalı motor + iki elektrik motoruyla yüksek güç sağlayabiliyor.
Leapmotor buna “generator full-time reuse”, yani jeneratörün sürekli farklı görevlerde kullanılabilmesi yaklaşımı diyor.
Bu sayede araç sürekli aynı güç aktarım yöntemini kullanmak yerine sürüş şartına göre en verimli çalışma biçimini seçebiliyor.
9 Farklı Çalışma Modu
Leapmotor'un verdiği bilgilere göre MM-i sistemi seri ve paralel çalışma dahil toplam dokuz farklı çalışma biçimini destekliyor.
Örneğin şehir içinde elektrik motorunun ağırlıklı olduğu sistem, otoyol hızlarında içten yanmalı motoru doğrudan sürüşe dahil edebiliyor.
Ani güç gerektiğinde ise elektrik motorları ve benzinli motor birlikte çalışabiliyor.
Amaç her durumda en güçlü sistemi kullanmak değil.
Gereken gücü mümkün olan en düşük enerji kaybıyla üretmek.
Elektromanyetik Kavrama 150 Milisaniyede Ayrılıyor
Sistemin önemli parçalarından biri yeni koaksiyel elektromanyetik kavrama.
Leapmotor geleneksel ıslak kavramalarda kullanılan sürtünme plakaları yerine elektromanyetik kontrollü bir yapı geliştirmiş.
Sistemin yaklaşık: 150 milisaniyede tamamen ayrılabildiği belirtiliyor.
Daha hızlı tepkinin yanında mekanizmanın fiziksel boyutları da küçültülmüş.
Bu önemli çünkü hibrit sistemlerin en büyük problemlerinden biri benzinli motor, jeneratör, elektrik motoru ve şanzımanın aynı otomobil içerisine yerleştirilmesi.
Leapmotor bu sistemi oldukça kompakt hale getirdiğini söylüyor.
A0 Sınıfına Bile Sığabilecek Kadar Küçük
Şirketin açıkladığı verilere göre yeni hibrit sistem:
313 mm kalınlığa sahip.
Leapmotor bunun sistemi küçük A0 sınıfı otomobillerde bile kullanılabilir hale getirdiğini belirtiyor.
Şirket ayrıca rakip çözümlere göre sistemin:
%30 daha küçük hacme ve %40 daha düşük ağırlığa sahip olduğunu iddia ediyor.
Güç yoğunluğu ise 1,94 kW/kg seviyesinde.
Bu değerler üretim modellerindeki uygulamalar görülmeye başladığında daha anlamlı hale gelecek.
Toyota ve Honda'dan Farklı Bir Yaklaşım
Leapmotor mühendisleri MM-i sistemini geliştirirken Toyota THS ve Honda i-MMD gibi başarılı hibrit sistemleri de referans aldıklarını söylüyor.
Leapmotor'un iddiasına göre MM-i'nin temel farkı elektrik motorlarının görevlerinin daha esnek olması.
Geleneksel bazı sistemlerde jeneratör ve çekiş motorunun görevleri daha belirgin biçimde ayrılırken MM-i'de jeneratör gerektiğinde çekişe de katkı sağlayabiliyor.
Bu sayede yüksek güç gerektiğinde iki elektrik motorunun birlikte çalışması mümkün oluyor.
2027'de Global Pazara Çıkabilir
Türkiye açısından haberin en önemli kısmı burada.
Leapmotor'un plug-in hibrit modellerinin 2027'nin ilk yarısından itibaren Çin dışındaki pazarlara çıkabileceği bildiriliyor.
Marka zaten Stellantis ile yaptığı ortaklık sayesinde Avrupa'da hızla büyüyor.
Bu nedenle yeni PHEV sisteminin yalnızca Çin'de kalması beklenmiyor.
Ancak şu anda Türkiye'de hangi Leapmotor modelinin MM-i kullanacağı açıklanmış değil.
Dolayısıyla “2027'de Türkiye'ye kesin geliyor” demek için erken.
LEAP 5.0 da Geliyor
MM-i tek yenilik değil.
Leapmotor aynı teknoloji etkinliğinde gelecekteki modellerinin temelini oluşturacak LEAP 5.0 mimarisini de tanıttı.
Yeni platformda kabin alanını büyütmek için mekanik parçaların yerleşimi ciddi biçimde değiştirilmiş.
Şirket yeni mimari sayesinde iç mekan kullanımında önemli kazanımlar elde ettiğini söylüyor.
İlk LEAP 5.0 tabanlı otomobillerin 2027'de gösterilmesi planlanıyor.
12 Volt Akü de Ortadan Kalkıyor
Bir diğer ilginç yenilik ise CTC 3.0 High-Low Fusion Battery.
Leapmotor düşük voltaj sistemini ana batarya paketine entegre ederek geleneksel 12 volt kurşun-asit yardımcı aküyü ortadan kaldırıyor.
Şirket bu teknolojiyi kullanan yeni nesil modellerinin, yaklaşık 70 yıldır otomobillerde standart hale gelen ayrı 12V kurşun-asit aküye ihtiyaç duymayacağını belirtiyor.
Bu sistem de 2027 sonrasında gelecek yeni modellerin altyapısının önemli parçalarından biri olacak.
Leapmotor Artık Sadece Elektrikli Otomobil Markası Değil
Leapmotor'un yeni stratejisinin asıl önemi burada.
Markanın güç aktarma seçenekleri artık üçe çıkıyor:
| Sistem | Çalışma prensibi |
|---|---|
| BEV | Tamamen elektrikli |
| EREV | Elektrikli sürüş + menzil uzatıcı motor |
| MM-i PHEV | Çok modlu plug-in hibrit |
Bu strateji özellikle şarj altyapısının henüz tam gelişmediği ülkelerde Leapmotor'un ulaşabileceği müşteri kitlesini ciddi biçimde genişletebilir.
Türkiye İçin Neden Önemli?
Türkiye'de elektrikli otomobil satışları hızla yükselirken şarj imkanına sahip olmayan kullanıcı sayısı hâlâ yüksek.
Plug-in hibrit sistemler burada iki dünyanın ortasında konumlanıyor.
Günlük kısa mesafeler elektrikle yapılabilirken uzun yolculuklarda benzinli motor devreye girebiliyor.
Leapmotor'un MM-i modellerini Avrupa'ya taşıması durumunda marka yalnızca elektrikli otomobillerle değil, BYD, Toyota, MG ve diğer PHEV üreticileriyle de doğrudan rekabet etmeye başlayacak.
Sonuç: 2027 Leapmotor İçin Dönüm Noktası Olabilir
Leapmotor'un MM-i teknolojisi ilk bakışta yalnızca yeni bir hibrit sistem gibi görünüyor.
Ancak şirket açısından değişim çok daha büyük.
Leapmotor tamamen elektrikli ve menzil uzatıcılı otomobillerin yanına plug-in hibritleri ekliyor.
Bunu LEAP 5.0 mimarisi ve yeni CTC 3.0 batarya teknolojisiyle birleştirdiğimizde 2027'de markanın bugün sattığı modellerden oldukça farklı bir ürün ailesiyle karşılaşabiliriz.
Şimdi en önemli soru şu:
MM-i sistemini kullanan ilk global Leapmotor hangisi olacak ve Türkiye'ye gelecek mi?
0 Yorum
Yorum Yaz
Facebook'tan gelen ziyaretçiler üyelik açmadan yorum yapabilir.